Bu çalışma ile okulların daha kaliteli yönetilebilmesi için her kurumda uygulanması gereken altın kural niteliğindeki öneriler, bu köşenin yazarı tarafından geliştirilmeye çalışılmıştır. Bu kurallar geliştirilirken eğitim yönetimi biliminin verileri ile mevcut yasal düzenlemeler dikkate alınmıştır. Tüm okullarda geçerli olabilecek nitelikte olan bu kurallar, okulun yönetim sistemi, öğretmenlerin durumu, eğitim öğretim durumu, fiziki kaynakları, okul ekonomisi ve destek hizmetleri alanlarında yapılması gerekenler olarak aşağıdaki şekilde sıralanmıştır. Ayrıca yazının çok uzun olması nedeniyle bu köşede üç bölüm halinde yayınlanacaktır.
1) YÖNETİM SİSTEMİ:
Okulların yönetim sisteminin hem eğitim yönetimi bilimi verileri ışığında hem yasal düzenlemeler çerçevesinde hem de sağlıklı, kaliteli ve pratik bir okul yönetimi geliştirilmesi anlamında aşağıdaki uygulamalar önerilmektedir.
a)İdarenin yıllık, aylık ve haftalık şeklinde çalışma planı oluşturması, kendi aralarında sık sık mini toplantılar yaparak değerlendirme ve görüş alış verişinde bulunmaları, açıklık, dürüstlük ve şeffaflık ilkeleri gereği her şeyi konuşup tartışabildikleri bir yönetim anlayışının oluşturulması önerilmektedir.
b)Okuldaki işlerin hızlı ve sağlıklı yürüyebileceği şekilde idareciler arasında adil bir görev paylaşımı yapılarak, bu görev paylaşımın tüm öğretmenlerin göreceği yerlerde asılı tutulması, yönetim sistemindeki karmaşanın, ikili ilişkiler çerçevesinde yapılan haksız uygulamaların ve işlerin yavaş yürümesinin önüne geçeceği düşünülmektedir. Bu görev paylaşımını yaparken özellikle de birinci ve ikinci kademe işlerinin kendi içinde ayrı ayrı düşünülmesi, ikinci kademeden sorumlu olan müdür yardımcılarının branş kökenli olanlardan seçilmesi ve en önemlisi branş öğretmenlerinin ve ikinci kademe işlerinin mümkün olduğunca sorumlu müdür yardımcıları tarafından çözüme kavuşturulacak şekilde yetkilendirilmeleri, pratik çözüm adına önem taşımaktadır. Bu görev paylaşımın okul müdürünün denetiminde sağlıklı bir şekilde yürümesi, zorunlu olmadıkça kimsenin birbirinin işine karışmaması, herkesin kendi görevini sağlıklı, özverili, verimli ve başarılı bir şekilde yürütmesi önerilmektedir.
c) Okul idaresi kendi arasında görüş birliği yaparak okuldaki uygulamaların bir standart yakalaması ve ortak değerlerin yerleşmesi amacına yönelik olarak, okulun kendi koşulları içinde saygın, oturmuş bir okul kültürünün oluşması için özel çaba sarf etmesi ve bu kültürü yukarıdan aşağı tüm birimlere yansıtması gerekmektedir. Böylece okuldaki uygulamalarda birlik sağlanmış olacağı gibi birçok karmaşanın da önüne geçilmiş olacağı düşünülmektedir.
d) Öğretmenlerin karar alma süreçlerine katılmaları sağlanarak alınan kararların kâğıt üzerinde kalmasının önüne geçilmiş olacağı gibi diğer yandan hem İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 60. maddesi gereği okulların demokratik yönetilmesi şeklindeki yasal zorunluluğun hayata geçmesi sağlanmış olacak, hem okuldaki demokrasi kültürünün gelişmesine katkıda bulunacak, hem öğretmenlerin okula karşı aidiyet duyguları gelişmiş olacak, hem de öğretmenlerin kendi almış oldukları kararları benimseyerek, isteyerek uygulamalarına da vesile olacaktır. Bu bağlamda her türlü kurul ve komisyon toplantılarında yasal mevzuatla düzenlenmiş olan konularda sadece bilgilendirilme yapıldıktan sonra, mevzuat boşluğu halinde ya da yeni bir karar alınması durumunda veya uygulama yaklaşım ve stratejileriyle ilgili durumlarda tüm öğretmenlerin o konudaki düşüncelerini söylemelerine fırsat verdikten sonra kararların oylama yoluyla ve oy çokluğu ile alınması önem taşımaktadır.
e)Okul idareciliğinin evrak memurluğundan ibaret olduğu şeklindeki yanlış anlayıştan kurtularak, okul idarecilerinin asli görevlerinin her şeyden önce eğitim liderliği olduğu unutulmamalıdır. Bu anlayışın gereği olarak da idarecilerin okuldaki tüm eğitim öğretim süreçlerinin bizzat içinde olmaları, bu eğitim süreçlerine liderlik, organizatörlük ve denetmenlik yapmaları gerekmektedir. Bu bağlamda idarecilerin vaktinin çoğunu masa başında geçirmekten ziyade tüm eğitim süreçlerini ve sınıfları sık sık denetleyerek eksiklik ve ihtiyaçları yerinde görmeleri, olumsuzlukları önleyici tedbirler almaları, personel ve öğrencilere okul idaresinin daima yanlarında ve eğitimin bizzat içinde olduğunu hissettirmeleri önem taşımaktadır.
f) Okul müdürünün, İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinin 60. maddesi ile kendisine verilmiş olan idari denetim yetkisini etkin bir şekilde kullanarak müdür yardımcılarını, öğretmenleri, hizmetlileri ve öğrencileri bizzat kendisinin denetlemesi birçok açıdan önem taşımaktadır. Nitekim denetimden yoksun kurumlarda bir süre sonra çürümelerin ve olumsuzlukların baş göstermesi olasılığı bilinen genel bir kural olup, yapılan denetim sayesinde olası birçok problemin önüne geçilmiş olacağı gibi, var olan sorunlara da daha fazla büyümeden çözüm üretilme imkânı bulunmuş olacaktır. Yine okul disiplini açısından hem personel hem de öğrenci nezdinde bizzat müdürün yapacağı denetimler ayrı bir anlam taşıyacaktır. Ayrıca bizzat okul müdürünün sınıfları denetlemesi sayesinde, özverili çalışan öğretmenlerin yerinde görülerek hak ettikleri yüksek sicil ve ödüller için fırsat sağlanmış olacağı gibi görevini ihmal eden personel için de önleyici tedbir niteliğini taşıyacaktır.
2) ÖĞRETMENLERİN DURUMU:
Tamamı üniversite mezunu olan öğretmenlerin çalıştığı ve tüm süreçlerinde insan unsurunun öne çıktığı okullardaki personel yaklaşımının öğretmenlerin yüksek seviyeli beklentilerine uygun olması ve çalışanların iş doyumlarının sağlanarak kuruma aidiyet duygusunun geliştirilebilmesi için aşağıdaki uygulamalar önerilmektedir.
a) Okul yönetimi, tüm personelinin üniversite mezunu olması nedeniyle insani ilişkilerde ve yönetici personel ilişkilerinde yüksek düzeyli bir beklenti olacağı gerçeğinden hareketle yönetici personel ilişkilerinde özellikle hassas davranmalıdır. Her türlü okul işlerinde, personel işlerinde ve sınıf ziyaretlerinde öğretmenlerin kendilerinden bekledikleri nezaket kurallarını ve saygın insan ilişkilerini her şeyin üstünde tutmalıdır. Uygulamalarda ikili ilişkilerden, kişiye göre farklı yaklaşımlardan, kaba ve nezaketsiz üslup ve tavırlardan özenle kaçınmaları ve insani ilişkileri belli seviyede tutmaları önem taşımaktadır. Nitekim okul müdürünün ve yardımcıların öğretmenlere olan yaklaşımları ve üslubu yukarıdan aşağı tüm personele sirayet ederek okuldaki insan ilişkilerinin şeklini, seviyesini, seyrini etkilediği; dolayısıyla da uyumlu çalışmada, okulun huzur ortamının oluşmasında ve nihayet okul ikliminin şekillenmesinde belirleyici rol oynadığı bilinmektedir. Bu nedenle başta okul müdürü olmak üzere okul idarecilerinin öğretmenlerle olan insani ilişkilerinde ve üsluplarında dikkatli ve hassas olmaları önem taşımaktadır. Ayrıca yine tüm süreçlerinde insan unsurunun öne çıktığı okul yönetimlerinde, özellikle okul müdürünün görevlerinin en az % 50’sinin okuldaki insan ilişkilerini geliştirmek olduğu yine bilinmektedir.
b) Öğretmenlerin yıllık çalışma hayatını en derinden etkileyen ve kendisi açısından okula karşı algısı hakkında belirleyici unsur olan ders programlarının düzenlenmesi esnasında demokratik davranılmalı, öğretmenlerin görüşleri mutlaka sorulmalıdır. Zümreler, sınıf paylaşımlarını, sabahçı öğlenci paylaşımını, ders sayısı paylaşımlarını kendi aralarında yapmalı, anlaşmazlık çıkması halinde ise okul idaresi inisiyatif kullanmalıdır. Ayrıca bu konuda ikili ilişkilerle programın kişilere endeksli yapılmasından şiddetle uzak durulmalıdır. Öğretmenler kendileri için en temel ve en kritik konu olan ders programı hazırlanması esnasında idarenin tarafsızlığından, demokratik yaklaşımından ve şeffaflığından en ufak kuşku duymayacak şekilde ikna edilmelidir. Aksi halde bu konu öğretmenlerin yıllık çalışma hayatını etkilediği oranda okulun huzur ortamını, öğretmenlerin okula karşı algılarını ve motivasyonlarını da olumsuz etkileyecektir.
c) Öğretmenlerin huzurunu kaçırarak motivasyon düşüklüğüne neden olabilecek diğer bazı konularda da yine hassas olunmalıdır. Görev paylaşımında ve komisyon üyeliklerinde eşit ve adil davranarak herkese görev verilmeli, okula olan aidiyet duygusu geliştirilmelidir. Komisyon görevlerinde öğretmenler her ne kadar nezaketen “Görev alınmaz verilir” anlayışıyla biraz çekimser davransalar da kendilerinin de görev almasını genellikle isterler. Bu nedenle okuldaki bazı öğretmenleri ön plana çıkaracak türden adil olmayan görev paylaşımlarından kaçınılmalıdır. Ayrıca eğer okulda varsa sınav görevlerinde herkesin eşit şekilde görev alması açısından hassas olunmalıdır. Herkesin hiç kuşku duymayacağı şekilde eşitliğe, tarafsızlığa ve şeffaflığa önem verilmelidir. Devam edecek…
16.03.2010 analiz76@mynet.com
hasan kara - 2010-03-19 19:35:53
SAYIN CAFER BEY... YAZI ÇOK GÜZEL...AMA BİZİM GENEL İDAREDE ATAMA MEVZUATIMIZ YOK... NASIL TAİN İSTERSİN, NE ZAMAN TAİN İSTERSİN, AYI GÜNÜ BELİRSİZ.NASIL GELİRSİN, NASIL GİDERSİN BELLİ DEĞİL. KARDEŞİM BU DURUMDA BU ŞEVKLE NASIL ÇALIŞIRSIN... ŞUBE MÜDÜRLÜĞÜ SINAVI YAPILACAKMIŞ... ARKADAŞ BİZİM SIKINTIMIZ SINAV OLMUŞ OLMAMIŞ DEĞİL. HELE ÖNCE BİR DÖNÜVERİPTE ÇALIŞANLARINIZA BAKIN. BİZİMKİSİ GÜÇSÜZÜN CANI ÇIKSIN MİSALİ... NETİCE; BİZ ATAMA DÖNEMİ İSTERİZ. HEMİDE YILD
kırmızıgül - 2010-03-16 22:39:11
çok güzl bi konuya değinmişsiniz ama ülkemizde kaç okulda kaç okul müdürü bunu uyguluyor acaba?Bence en kısa sürede 5 yılını doldurmuş okul müdürlerini değiştirip yeni gelecek müdürler de psikolojik testlerden geçirilip sonra okullara gönderilmeli ve okul müdürlerinin keyfi uygulamalarına bir son verilmeli ve yekti alanları kıstlanarak okullarda demokrasi uygulamasına geçilmeli.
MESTAN03 - 2010-03-16 15:56:34
Analiz76 arkadaşım çok güzel konulara değinmişsin ancak bunları siz okullarınızda uygulayabiliyor musunuz? 5-6 idarecinin olduğu okulda ve okul idaresi çalıştırdığı hizmetlilerin maaşlarını nasıl öderim diye düşünüyorsa sizin söyledikleriniz gerçekleşir mi?
Çağlar KOCABAŞ - 2010-03-16 15:56:22
Artık türkiye cumhuriyeti devletide diğer ülkeler gibi rehber öğretmen ve psikolojik danışmanlara gereken önemi göstermelidir. eğitim- öğretim sadece okul öncesi eğitim ve ya çeşitli branşların eğitiminden ibaret değildir. çocukların gerekli psikolojik desteği almaları ve doğru bir şekilde yönlendirilebilmelerini sağlamak açısından rehber öğretmenlik de en az diğer öğretmenlik alanları kadar önemlidir. artık en çok alınan branşın rehber öğretmenlik branşı olmasını istiyoruz!!