2009 Bütçe Görüşmelerinde Hüseyin Çelik'in AçıklamalarıHükûmet adına Millî Eğitim Bakanı Sayın Hüseyin Çelik.
Sayın Bakanım, buyurun. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MİLLà EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Sayın Başkan, değerli milletvekili arkadaşlarım; Millî Eğitim Bakanlığı, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, ÖSYM Başkanlığı, YÖK ve doksan dört devlet üniversitesi bütçesi üzerinde gerek tenkitleriyle gerek takdirleriyle gerek durum tespitleriyle ve değerli görüşleriyle müzakereye katkı sağlayan iktidar ve muhalefete mensup bütün değerli arkadaşlarıma öncelikle huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum.
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından Hükûmetimizin işbaşına geldiği 2003 yılından bu yana yapılan icraatlar, gerek fiziki altyapıda gerek teknolojik altyapıda gerek insan kaynaklarımızın geliştirilmesinde, müfredat alanında yapılan çalışmalarda, rehberlik sisteminin yeni baştan dizayn edilmesinde, okullaşma oranlarında, yatılı okullarda, taşımalı eğitimde, öğretmenevlerinde, hangi konuya el atarsanız atın yapılmış olan yüzlerce -bakın onlarca demiyorum- çaba ve proje vardır ve bunlar kamuoyuna mal olduğu için, değerli bütün milletvekili arkadaşlarımız bunları da bildikleri için, bazı arkadaşlarımız tarafından da dile getirildiği için bunları tekrar etmeyi gereksiz görüyorum. Zaten, sizlere dağıttığımız özellikle bütçe kitabımızda bunlar bütün detaylarıyla mevcuttur.
Değerli arkadaşlarım, müsaade ederseniz Değerli Başkan; özellikle milletvekili arkadaşlarımızın konuşma sıralarına göre, burada ortaya koymuş oldukları bazı eleştirilere Hükûmetim adına, Bakanlığım adına cevap vermek istiyorum:
Milliyetçi Hareket Partisi Yozgat Milletvekili Sayın Mehmet Ekici Bey özellikle müfredattan çıkarılan bazı konulardan söz etti. İslamiyet'in doğuşuyla ilgili, Türklerle ilgili, Çanakkale Savaşları
ve Çanakkale şehitleriyle ilgili bazı bölümlerin çıkarıldığından söz etti. Bunlardan rahatsız mısınız diye sordu?
Değerli arkadaşlar, bu ülkenin millî ve manevi değerleri, bu ülkenin tarihi, bu ülkenin zaferleri, tarihî şahsiyetleri hepimizin malıdır; hiçbir partinin, kişinin tekelinde değildir. Millî meseleler konusunda hiçbirimizin hassasiyeti farklı değildir. Bizi bu alanlarda kimse sınamaya kalkışmasın.
Bakın, daha önce beş sınıflık ilköğretimi esas alan bir müfredat vardı, birinci sınıftan beşinci sınıfa kadar olan bir müfredat vardı. Sonra, kesintisiz Sekiz Yıllık Eğitim Yasası çıktıktan sonra ortaokullarla ilkokullar yan yana getirildi, mezcedilmedi. Birinci sınıftan başlayan, sekizinci sınıfa kadar süren bir müfredat hazırlanmadı. 1967'de hazırlanmış ezberci ve kişisel gelişime engel olan ve herkesin şikâyet ettiği bir müfredatımız vardı. Biz ne yaptık? Biz, birinci sınıftan sekizinci sınıfa kadar ilköğretim müfredatı hazırladık. Daha önce dördüncü sınıfın müfredatında olan bazı konular somuttan soyuta doğru giderek, altıncı sınıfın -icabında- müfredatına girdi. Altıncı sınıfta olan, yedinci sınıfın, sekizinci sınıfın müfredatına girdi. Ama kesinlikle bunların yer almaması söz konusu değildir. Bunu söyleyenler kesinlikle doğru söylemiyorlar.
Bakın, Çanakkale savaşları nerelerde var? İlköğretim sosyal bilgiler dördüncü sınıf kitabı ikinci ünite "Geçmişimi Öğreniyorum" bölümünde, ilköğretim sosyal bilgiler kitabı yedinci sınıf yedinci ünite "Ülkeler Arası Köprüler", ilköğretim "İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük" sekizci sınıf birinci ünite "Cepheden Cepheye Mustafa Kemal", lise üç inkılap tarihinde "20'nci Yüzyıl", "Osmanlı İmparatorluğu" gibi ünitelerde bütün detaylarıyla bu mesele ele alınmaktadır.
Biz sadece bunun teorik bilgisini vermekle yetinmedik, iktidara geldiğimizden beri Millî Eğitim Bakanlığı seksen ilden Çanakkale'ye her yıl 10 bin öğrenciyi resmen götürdü. Bunların ihaleleri yapıldı, Türkiye'nin en iyi taşıma firmaları tarafından taşındı, orada yıldızlı otellerde kaldılar. Bunu en iyi Çanakkaleliler bilirler.
MEHMET EKİCİ (Yozgat) - Eğitimdeki ağırlığı nedir Sayın Bakan?
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bizim amacımız, orada koyun koyuna yatan seksen bir ilin insanını, 780 bin kilometrekarede ve 70 milyon insanın kardeşliğini pekiştirmekti. Biz bunun pratiğini yapıyoruz Sayın Milletvekili. Dolayısıyla, iddia ettiğiniz gibi kesinlikle bunların görmemezlikten gelinmesi, önemsenmemesi ve bu konuda bir rahatsızlığımız kesinlikle söz konusu değildir.
Bakın, Anayurt Oteli'yle ilgili olarak Sayın Vekil bir iddia ortaya attı. Yüz temel eseri, değerli arkadaşlarım, ben tek başıma Müsteşarımla birlikte oturup hazırlamadım. Türkiye'de onlarca bilim adamı, onlarca edebiyat adamı, düşünce adamı, fikir adamı bir araya geldi ve bir komisyon marifetiyle bu tespit edildi. Bunun içinde Anayurt Oteli de vardı. Fakat bazı arkadaşlarımız buradaki uygunsuz ifadeleri bize bildirdiler ve Değerli Vekilim, o listeden Anayurt Oteli'nin çıkması yıllar oldu.
MEHMET EKİCİ (Yozgat) - Sitenizde duruyor Sayın Bakan.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Yıllar oldu�
MEHMET EKİCİ (Yozgat) - Sitenizde şu anda duruyor Sayın Bakan.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, Sayın Vekilim, biz bununla ilgili basın açıklamaları yaptık.
MEHMET EKİCİ (Yozgat) - İki gün önce baktım, sitenizde vardı.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sitemizde varsa yanlıştır, eğer varsa yanlıştır. Ama bu okullarda şu anda yüz temel eser arasında önerilmemektedir, bunu bilmenizi isterim.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) - O zaman niye sitenize bakmıyorsunuz?
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar, PISA sınavlarına Türkiye'yi biz ortak ettik -OECD tarafından yapılan- çünkü bizden önce yapılmıyordu ki Türkiye'nin kaçıncı sırada olduğu bilinsin. Biz para verdik buna, dedik ki "Bir yabancı ölçme ve değerlendirme şirketi ve kuruluş bizim yüzümüze ayna tutsun." dedik. Bir durum tespiti yapmamız gerekiyordu. Bakın, biz eğer şeffaf hareket etmesek de bir şeyleri örtme tarafında olsaydık bunlar olmazdı.
Değerli Milletvekili dershane sayısının geometrik arttığını ifade ediyor. Değerli arkadaşlarım, ben size rakamları veriyorum: Bakın, size sadece 2004 yılı, hatta daha öteye geçelim, 2003-2004'te -bizim iktidara geldiğimiz yıl, biz iktidara gelir gelmez böyle bir patlama söz konusu değil, bu geçmişin bir devamıdır- bakın, dershanelerdeki yıllık artış oranı yüzde 21'dir, sonra 2004-2005'te yüzde 16'dır, 2006-2007'de yüzde 11,65'e inmiş, 2007-2008'de artış oranı yüzde 1,13'tür. Bunlar resmî rakamlar. Öğrenci sayısındaki artışı söylüyorum size: Değerli arkadaşlarım, bakın, 2002-2003 öğretim yılında yüzde 3'tür, 2003-2004'te yüzde 10'dur, bakın bu seneki, 2007-2008'deki artış oranı yüzde 4,76'dır.
MEHMET EKİCİ (Yozgat) - Dershane sayısı kaç Sayın Bakanım?
MİLLà EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Hayır, ben onu da söylüyorum. Efendim, bakın, dershane sayısı şöyle olabilir: İnsanlar bunu kârlı görerek "Ben de bu alana gireyim." diyebilirler. Dershane sayısındaki artış önemli değil, öğrenci sayısındaki artış önemlidir, dershaneye giden öğrenci sayısındaki artış önemlidir.
MEHMET EKİCİ (Yozgat) - Kârlı bir sektör olduğunu kabul ediyorsunuz.
MİLLà EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi, bir başka şey: Efendim, biz Millî Eğitim Vakfının olağan genel kurulunda usulsüzlük yapmışız. Bir öğretim üyesi de, mahkemeye gidilmiş� Bakın, burada söylenen şey şu, biraz önce Sayın İnce de söyledi burada, 110 trilyonluk mal varlığı var, 36 trilyon parası var. Değerli arkadaşlar, bakın, ben Meclisin huzurunda ve milletin huzurunda şunu çok net söylüyorum: Tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan bu paraların 1 kuruşuyla ilgili, benim ve arkadaşlarımın bir suistimali çıkarsa bütün millet önünde özür dilerim, yaptığım yanlışı kabul ederim ve her türlü ithamı da yafta gibi alnıma yapıştırırım. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MEHMET EKİCİ (Yozgat) - Sayın Bakan, bak bak!
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Esas sıkıntı nedir, biliyor musunuz arkadaşlar? Esas -bizim burada kimseye vermeyecek hesabımız yok- arkadaşlar, bu Vakfın yönetiminde on yıllarca bulunan ama hakikaten işin rantından yararlanan bir ekip -eski yönetim- bu seçimi kaybettikten sonra mahkemelere başvurdu. Bakın, biraz önce söylediğiniz ifadeler mahkemenin ifadeleri değil. Bilirkişi bir tespitte bulunuyor. Mahkemenin bunu ne kadar ciddiye alıp almadığı mahkeme sonuçlanınca mahkemenin kayıtlarında, gerekçeli kararında görülür. Mahkeme böyle bir şey söylüyormuş gibi bunu söylemek hakkaniyetle, vicdanla, izanla kesinle bağdaşmaz.
MEHMET EKİCİ (Yozgat) - Mahkeme iptal etti�
MUHARREM İNCE (Yalova) - Genelge iptal oldu Sayın Bakan.
MEHMET EKİCİ (Yozgat) - Mahkeme iptal etti, karar burada.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın arkadaşlar, yok böyle bir şey.
"Bundan utanç duymuyor musunuz?" diyor. Onun üzerinden kaç olağan genel kurul geçti. "Bundan utanç duymuyor musunuz?" diyor arkadaşım. Arkadaşlar, kulaktan dolma taşıma bilgilerle buraya getirip hüküm serd etmek esas utanılacak şeydir, bunu özellikle ifade etmek istiyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Peki, şimdi bakın Değerli Vekilim "Siz Anadolu liselerini ortadan kaldırdınız, genel liseye dönüştürdünüz." dedi. Şimdi Milliyetçi Hareket Partisi değerli yöneticileri de var burada. Yıllar yılı geçmişe yönelik söylemlerinize bakalım. Siz, yıllar yılı yabancı dilde eğitimin doğru olmadığını, bunun bir sömürge mantığı olduğunu söylemediniz mi? İlk defa Anadolu liselerinde yabancı dilde eğitimi ortadan kaldıran bu İktidardır, biziz, yabancı dil eğitimi devam ediyor. Yabancı dilde eğitim kaldırılmıştır arkadaşlar. Bir matematik öğretmeni, arkadaşlar�
MEHMET EKİCİ (Yozgat) - Anadolu imam hatip lisesiyle imam hatip lisesini niçin birleştirdiniz?
MİLLà EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sayın Vekilim, bakın bu tartışma usulüne aykırıdır. Oradan bana laf atarsanız sizi orada oturmaz hâle getiririm. Netice itibarıyla� (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
KÜRŞAT ATILGAN (Adana) - Dövecek misin yani?
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - Bizi millet oturttu buraya.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Böyle şey olmaz Sayın Başkan.
Oturduğunuz yerden korsan bildiri sunamazsınız.
MEHMET EKİCİ (Yozgat) - Genelgeniz burada.
BAŞKAN - Sayın Ekici, lütfen�
Buyurun.
MİLLà EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın bir matematik öğretmeninin İngilizce matematik dersi vermesi için çok iyi matematik bilmesi lazım, çok iyi yabancı dil bilmesi lazım ve o öğrencinin de dil konusunda hiçbir problemi olmaması lazım yabancı dilde. Kâğıt üzerinde bizden önce biz birbirimizi kandırıyorduk. Bu dersler İngilizce yapılıyormuş gibi görünüyordu ve bu derslere giren öğretmenlere de yüzde 25 fazla ücret ödeniyordu ama dersler Türkçe yapılıyordu. Öyle miydi, değil miydi? Öğretmen olanlar var içinizde. Birbirimizi kâğıt üzerinde kandırıyorduk. Biz bu işi olması gereken şekle getirmişiz değerli arkadaşlarım.
Şimdi, Millî Eğitim yayınevleri, arkadaşlar, Millî Eğitim Bakanlığının bastığı kitapları dağıtıyor ve ders kitaplarını insanlar temin etmek için daha çok Millî Eğitim yayınevlerini kullanıyorlardı. Biz zaten ders kitaplarını altmış bin noktada çocuklarımızın önüne koyuyor muyuz? Millî Eğitim Bakanlığının bastığı kültür kitaplarını da bütün Türkiye'deki en iyi dağıtım şirketlerine veriyoruz ve Türkiye'nin en ücra köşelerine dağıtıyorlar. İl merkezlerinde vardır Millî Eğitim yayınevleri, öyle miydi arkadaşlarım? Şimdi netice itibarıyla biz bunu ortadan mı kaldırmış oluyoruz?
"Evrensel Hizmet Fonu'ndan 100 trilyon Türk lirası para harcandı, nereye gitti?" Arkadaşlar, Ulaştırma Bakanlığı Evrensel Hizmet Fonu'ndan altı yüz ortaöğretim kurumumuza 20+1 bilgi teknoloji sınıfı aldı, ihalesi yapıldı, gitti yerine yerleştir. Öğrencisi az olduğu için zaten bir iki derslikli köy okullarımız vardı, bunlara on yedi bin küsur, on sekiz bine yakın bilgisayar satın alındı, gitti yerine yerleşti.
On altı firma ihaleye girdi. Ulaştırma Bakanlığı bu ihaleyi yaptı ve en son konfrigasyon neyse bu verildi. On altı firma girdi, dört firma bunu aldı. Bir tek firma da "Burada usulsüzlük, yolsuzluk vardır." diye İhale Kurumuna itirazda bile bulunmadı. Peki, şimdi siz bu şeyi ortaya attığınız zaman birilerinin çıkıp size bu cevabı vereceğini hiç hesaba katmıyor musunuz? Şimdi, netice itibarıyla arkadaşlar biz vicdanımızla muhasebeleşeceğiz.
Sayın Milletvekilli bir şey daha diyor, hayretler içerisindeyim. "Yazarlık yazılımı" diye bir şey var. 58 bin adet alınmış yine Evrensel Hizmet Fonu'ndan. "Sizin 58 bin adet yazarınız mı var?" diyor. Tabii, şimdi konuyu bilmediğiniz zaman bunu söylersiniz. Yazarlık yazılımı nedir arkadaşlar biliyor musunuz? Bir program yapmak için program yapan programlardır. Bunun İngilizcedeki adı tercüme edilince budur ve Türkiye'de bütün okullarımıza -birden fazla bilgi teknoloji sınıfı olan okullar, üç, dört, beş bilgi teknoloji sınıfı olan okullar var- hepsine bunlar gönderilmiştir ve yerli yerine yerleşmiştir.
Öğrenci bir program yapacağı zaman bu nedir biliyor musunuz? Hani bazen peteğin kendisini de arı yapar, arı zaman kaybeder, ama peteği hazır verdiğiniz zaman arı içini doldurur. Şimdi bir program yazılımında, bu yazarlık yazılımı dediğimiz bu petektir işte. Şimdi işin teknolojik tarafını bilmediğiniz zaman değerli arkadaşlar ofsayda düşersiniz. Rekabet de vardır, dürüstlük de vardır, şeffaflık da vardır, bütün milletin, Meclisin huzurunda bunu ifade etmek istiyorum.
Şimdi, bir milletvekili arkadaşımız yine, sicille oynadığımı ifade etti. Değerli arkadaşlar, bakın birinci sicil amiri, ikinci sicil amiri diye bir şey var. Diyelim ki müsteşar bir genel müdüre 90 verdi, ben de 90 vermek zorunda değilim. Eğer ben 70 verdiysem, ben bu kanaatimi izhar ettiysem onun siciliyle oynadığım anlamına gelmiyor. Bunun dışında siciline 100 verildi, ben bunun birini 60'a indirirsem o zaman benim yakama kanunlar yapışır. Müsteşarın yazdığını değiştirir, siler, kazırsam benim yakama kanunlar yapışır. Kimsenin siciliyle falan oynanmamıştır.
Şimdi, ders, ek ders ücretlerini azalttığımızdan söz ettiler arkadaşlar. 2002 yılında bir öğretmenimiz tam ek ders ücreti alırsa 165 YTL alıyordu. Şimdi 364 YTL alıyor değerli arkadaşlarım.
Peki, şimdi, master ve doktora yapanların ücretleri fazlaydı. Doğru. Biz master ve doktora yapanlara şu imkânı getirdik: Master yapanların uzman öğretmen olması, doktora yapanların başöğretmen olmasını hükme bağladık; o şartı, bazı ekstra şartlar var onları da taşıyorsa. Nitekim 100 bine yakın öğretmenimiz uzman öğretmen ve başöğretmen oldu.
Sayın İnce de sordu: "Niye diğerlerine kadro vermediniz?" Sebebi sizsiniz. Siz mahkemeye götürdünüz ve Anayasa Mahkemesi bunu iptal etti, onun için veremedik. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın Bakan, yanıltıyorsunuz.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Hiç yanıltmıyorum, hiç yanıltmıyorum.
MUHARREM İNCE (Yalova) - Kadro vermediğiniz 16 bin kişiyi soruyorum ben size 16 bin kişiyi!
MİLLà EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi, bakın Van'da bir öğretmenin atamasını gazeteler de yazdı. Arkadaşlar, eskiden 4/B'yle atama KPSS'ye tabi değildi. KPSS'ye tabi değilken atanan bir öğretmeni yazdılar: "Efendim, usulsüzlük var." dediler. Ben de bütün milletin huzurunda ilan ediyorum, yaptığımız� Bütün, bakın sözleşmeli öğretmenler de dâhil olmak üzere ama 2007'de bu 4/B'nin de KPSS kapsamına alınmasından sonra� Eğer, 75 puana sahip olan kişi atanmamış da 74 puana sahip kişi atanmışsa bütün millet adına benim yakama yapışabilirsiniz. Yok böyle bir şey. Bütün samimiyetimle bunu yüksek sesle iddia ediyorum, bu kadar güvenerek söylüyorum.
Ha, diyelim ki yönetici atamalarında ben ilan etmeden müdür atamışım. Ben millî eğitim müdürü atayabiliyorum da ildeki müdürü, okul müdürünü atayamayacak mıyım? Bu bana kanunun verdiği bir yetkidir. Ben kanunların bana verdiği yetkinin dışında hiçbir şekilde bunu yapmadım değerli arkadaşlar.
Değerli Akif Akkuş Bey özellikle Kredi Yurtlar Kurumuyla ilgili yaptığı konuşmada dedi ki: "Bu öğrenciler okulu bitirdikten sonra şey almalıdır." Daha doğrusu "Okulu bitirdikten ve iş bulduktan sonra onlardan tahsilat yapılmalıdır, Kredi Yurtlar Kurumundan kredi alan insanlardan."
Sayın Akkuş, zaten 2006'da yürürlüğe giren� Bakın, onun tam şeyini de sizlere ifade edeyim: Bildiğiniz gibi, biz burada 5505 sayılı bir kanun çıkardık. Sayın Vahit Kiler Bey, Bitlis Milletvekilimizin verdiği bir kanun teklifiydi. Kredi Yurtlar Kurumundan kredi alan bir öğrenci arkadaşımız okulu bitirdikten iki yıl sonra geri ödeme yapmak durumundadır.
Değerli arkadaşlarım, dört yılın sonunda, geçmişte, bizim Hükûmetten önce buna TEFE faizi olarak ne geliyordu biliyor musunuz? Altıncı yılın sonunda lisans eğitimini bitiren birisi ödemeye başladı mı yüzde 114'lük faiz geliyordu. Şimdi bizim dönemimizde gelen faiz yüzde 21'dir. Bu getirilen kanun neyi getiriyor? Eğer kişi SSK'lı, Bağ Kurlu, Emekli Sandığına mensup bir kişi olmamışsa, iş bulamamışsa müracaat ediyor, bir yıl erteleniyor, yine giremediyse müracaat ediyor, bir yıl erteleniyor. Bu zaten var. "Efendim, öğrencilere haciz geldi." Öğrenciye haciz geldiğini söyleyenler doğru söylemiyor, yalan söylüyor. Okulu bitirmiş, yıllardır okulu bitmiş, kredisinin geri ödemesini yapmamış olan kişilerin, kamu alacağı adına -üstelik biz değil- Maliye Bakanlığı yakasına yapışıyor: "Sen krediyi al, krediyi aldın, geri öde."
Bir de bir şey daha söyleyeyim değerli arkadaşlar: Devlet yönetimi ciddiyet ister. Kredi Yurtlar Kurumunun kurulduğu 1962'den 2002 yılına kadar -bugünkü eskale edilmiş rakamlarla söylüyorum- yapılan geri ödeme, tahsilat ne kadar biliyor musunuz? 27 trilyon. Peki, 2002'den 2008'e kadar yapılan tahsilat ne kadar? 1 katrilyon 258 trilyon Türk lirasıdır. Biz Türkiye'nin her tarafında eğer blok blok yurtlar yükseltiyorsak bu bundandır sevgili arkadaşlarım, bunları görmemiz lazım.
Şimdi, bakın, bir şey daha söyleyeyim. Kredi Yurtlar Kurumunun 494 trilyon bütçesi vardı, 2002 yılında, bugün 2,4 katrilyondur. Yurt sayısı iki yüz otuzdur şu anda, seksen sekizini benim
iktidarım yapmış, hizmete sokmuş. 35 bin kişilik kapasite artırmış. Eğer biz koğuş sistemi ve ranza sistemi yapsaydık, bu, aslında 35 bin değil 100 bin kişi olurdu.
Yurtlardaki kalite artmıştır ve öğrenciler yurtlara büyük çapta rağbet göstermektedir. Öğrencilere sabah kahvaltısı ve öğle yemeği için Kredi Yurtlar Kurumunun bizden önce verdiği destek, yaptığı katkı yarım Türk lirasıydı, yani 0,5 YTL'ydi, şimdi 3,3 YTL'dir, yüzde 560'lık bir artış sağlanmıştır.
Devletin himayesinde olan çocuklar var; şehit çocukları, gazi çocukları, yetiştirme yurdundan gelenler vesair, onlara 3,5 YTL verilirken, şu anda 10,5 YTL'lik yemek katkısı sağlanmaktadır.
Krediyi, bursu, hepiniz biliyorsunuz 45 YTL'den 180'e çıktı. Artı, bu çıkardığımız 5505 sayılı Kanun çerçevesinde, değerli arkadaşlarım, biz şimdiye kadar 20.627 kişinin de borcunu ertelemişiz.
Bir şey daha: Şimdi, Sayın İnce dedi ki: "Siz üniversitelere burs verdirmiyorsunuz da niye belediyelere verdiriyorsunuz?"
Bizim çıkardığımız kanunda, üniversiteler malumunuz genel bütçenin içine dâhildir, belediyeler genel bütçeye dâhil değildir. Biz bu yasayı çıkardığımız zaman, yani 2004 yılında, bütün üniversitelerin ödediği toplam burs, değerli arkadaşlar -bunu ferasetinize havale ediyorum- 19.648 idi. Bizim çıkardığımız kanun gereği, üniversite tamamen kendi kriterlerine göre isimleri tespit ediyor, diyor ki: "Bu öğrenciye başarısından dolayı ödül verelim. Bu öğrenciye yetim olduğundan dolayı ödül verelim. Bu öğrenciye ailesinin maddi durumu iyi olmadığı için ödül verelim." Tamamen üniversitenin vermiş olduğu listeye bağlı kalarak� Bugün ne kadar burs ödeniyor? Üniversiteler adına Kredi Yurtlar Kurumu ne kadar burs ödüyor biliyor musunuz arkadaşlar? 19 bin.
MUHARREM İNCE (Yalova) - Belediyeler liste versin Kredi Yurtlara!
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bir dakika.
126.731 kişiye veriyor arkadaşlar. 19 bin nere, 126 bin nere? Şimdi, bunu bilmeden konuşmak doğru değil.
Cumhuriyet Halk Partisinin yaptığı nedir? Cumhuriyet Halk Partisinin belediyeleri de bu bursu veriyordu.
MUHARREM İNCE (Yalova) - Tamam.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - MHP'li belediyeler de bu bursu veriyordu, DTP'li belediyeler de bu bursu veriyordu. Şimdi ne oldu? Hiçbirisi veremiyor.
Netice itibarıyla, arkadaşlar, bakın, şu kanunu çıkaralım, asgari ücret kadar ödeyelim� Hani diyorlar ya bekâra hanım boşamak kolaydır. Bu ülkenin bütçesini yapan, bu ülkeyi idare eden iktidardır. Her zaman, muhalefet bol keseden ister, cömert davranır, ama işin şekli bu değildir. Netice itibarıyla, burada doğruları konuşacağız değerli arkadaşlarım.
Değerli milletvekilleri, DTP Milletvekili Sayın Şerafettin Halis Bey dedi ki: "Öğretmenlerimiz OECD rakamlarına göre bin sekiz yüz otuz iki saat çalışıyorlar."
Sayın Halis, OECD'nin böyle bir rakamı kesinlikle yoktur.
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Getireyim belgeyi Sayın Bakanım.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Türkiye'deki bir eğitim sendikasının�
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Yüz yetmiş saat fazla çalışıyorlar bir yıl boyunca.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bakın, arkadaşlar, bir eğitim sendikasının yaptığı bir çalışmadır bu.
Ben, şimdi, size şu soruyu sorayım: İki ay yaz tatili var, bunu biliyoruz değil mi? Yani, sekiz ay fiilî eğitim yapılır, her öğretim yılının başında on beş gün öğretmen arkadaşlarımız seminerlere alınır, biz, fiilî olarak on ay ders yapmış kabul ediyoruz. İki ay yaz tatili, on beş gün; iki buçuk ay okullar tatil. Normalde dokuz buçuk ay dememiz lazım. On ayda, bütün Türkiye'deki öğretmenler haftada otuz saat derse girerlerse, ayda yüz yirmi saat eder, bir yılda bin iki yüz saat eder. Sekiz saat günde derse girerlerse, beş mesai günü kırk saat derse girerlerse -ki, böyle bir şey söz konusu değil- bu yüz altmış saat eder ayda ve yılda bin altı yüz saat eder. Şimdi, ben, öğretmen arkadaşlarımın evde yazılı kâğıdı okumalarını, derse hazırlanmalarını takdir ediyorum, öğretim üyeliği mesleğinde de bu böyledir. Bir hâkim de evine dosya götür, inceler, vesaire.
Bakın arkadaşlar, doğruları konuşalım. OECD ülkelerinin ortalamasının daha altındayız biz ve hiçbir OECD rakamında böyle bir şey söz konusu değildir.
Efendim, imam hatip okulları bünyesinde ana okulları, ana sınıfları açmışız ve bu da laikliği altüst etmiş.
Arkadaşlar, biz iktidara geldiğimizde okul öncesi eğitim yüzde 11 idi okullaşma oranı itibariyle. Bugün bu yüzde 33'tür, yüzde 200'lük artış sağlanmıştır ve bir genelge gönderdik. Bütün ilköğretim okulları bünyesinde birer ana sınıfı açılacak. Artı, bakın, müstakil anaokullarını söylemiyorum. Müstakil anaokullarının şu anda Türkiye'dekinin yüzde 65'ini biz yaşmışız.
Öte taraftan, bütün ortaöğretim kurumları bünyesinde eğer o ortaöğretim kurumunun dersliği, sınıfı müsaitse girişleri ayrı tanzim edilmek şartıyla, uygun fiziki şartlar hazırlanması kaydıyla orada ana sınıfları açılmalıdır. Bu, kız meslek lisesi bünyesinde de açılıyor, genel lise bünyesi içinde de açılıyor, endüstri meslek lisesi bünyesinde de eğer fiziki şartlar uygunsa, o anaokuluna giden çocukların ruh hâli üzerinde olumsuz bir etki yapmayacaksa orada açılıyor.
Şimdi, bir imam hatip okulunun diyelim ki, kapasitesi 24 derslik. 16 dersliği kullanıyor ve 10 dersliği boşsa ve bizde bunu, fiziki binayı, mekânı okul öncesi eğitim amaçlı olarak kullanıyorsak bunda bir gariplik var mı? Birçok imam hatip okulumuzun bünyesinde, binasında anadolu liseleri, genel liseler eğitim, öğretim yapıyor.
Bir başka şey daha duydum, doğrusunu isterseniz doğulu çocuklar adına çok üzüldüm. Değerli arkadaşlar, ben bir YBO mezunuyum. Yatılı bölge ilköğretim okulundan mezunum. Eğer ben yatılı bölge ilköğretim okuluna gitmeseydim ilkokulu dahi okuyamazdım. Yatılı ilköğretim bölge okulları doğuya mahsus bir şey de değil. Sinop'ta da var, Kastamonu'da da var, İstanbul'da da, Ankara'da da var. Şereflikoçhisar elli yıllık bir YBO'dur.
Şimdi bakın, 1,5 YTL idi yatılı okuldaki çocukların bir günlük iaşe ve ibateleri ve biz bunu 6 YTL'ye çıkardık. Sayın Unakıtan ile en çok tartıştığım konulardan birisi budur. Çocuklarımızı biz orada çok daha iyi besleyebilelim.
Şimdi, evinde, hakikaten özellikle kırsal kesimde maddi durumu iyi olmayan aileler evlerinde bu hizmeti veremezler. Bakın, Tunceli'de Sıcak Yuvam Projesi çerçevesinde her hafta sonu o çocuklar götürülüp, aileleriyle buluşturuluyor. Bir genelge daha gönderdik ve "Birinci, ikinci, üçüncü sınıftaki küçük çocuklar köylerdeki tek derslikli de olsa iki derslikli de olsa o okullar açılsın, tamir edilsin, onları taşımaya tabi tutmayalım, onları mümkünse yatılı okullara göndermeyelim." dedik. Biz 1 milyon 200 bin öğrenciye yemek yediriyoruz değerli arkadaşlarım. Pakistan 170 milyon nüfusu olan sefil bir ülkedir; maalesef Pakistan yatılı okul kavramını bilmiyor, zengin çocukları için yatılı okul var. Yatılı okulu bir yetimhane falan gibi görürsek çok yanlış yaparız. Yatılı okulda çocuklar küçük yaşlardan itibaren ayakları üzerinde durmayı ve kendine yetmeyi öğreniyor. Dolayısıyla bu büyük bir imkândır, Doğu ve Güneydoğu halkı da bundan çok memnundur. Sayın Halis bir eğitimci olarak bunu nasıl söyledi doğrusunu isterseniz anlayabilmiş değilim.
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Yılların tanıklığıyla söyledim Sayın Bakan.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi, değerli arkadaşlar, bakın bir iktidarın başarısı bir şeyi nereden alıp nereye getirdiğiyle ölçülür. "Biz Türkiye'nin eğitimini Finlandiya düzeyine çıkardık." gibi bir iddiada değiliz. Yapılması gereken elbette çok şeyler var. Bir memleketin sosyoekonomik durumuyla sosyokültürel durumu arasında biliyorsunuz bir doğru orantı vardır.
Şimdi, nereden nereye getirdik? Bakın biz iktidara geldiğimizde Tunceli'de 4 tane genel lise vardı, biz buna 6 tane genel lise ilave etmişiz; 1 tane Anadolu lisesi vardı, bunu 3'e çıkarmışız.
ŞERAFETTİN HALİS (Tunceli) - Mazgirt Lisesinin binası yok Sayın Bakan, zamanım yetmediği için sunamadım.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Fen lisesi yoktu arkadaşlar, yirmi dört vilayette fen lisesi yoktu, yirmi dört vilayette fen lisesi açılmıştır; bunlardan birisi Tunceli'dir. Anadolu öğretmen lisesi 1 tane Tunceli merkezde vardı, Mazgirt'te bir Anadolu öğretmen lisesi daha açılmıştır; 6 meslek okulumuz vardı, 8 meslek okulu daha açılmıştır. Şimdi, diğer detaylara girmiyorum. Üç adet yeni yurt yapmışız kırsaldaki çocuklarımız için. 500 kapasiteli yükseköğrenim öğrenci yurdu için hemen 2008 programına aldık -arkadaşlarımız çalışmaları sürdürüyorlar- Tunceli Üniversitesi ile birlikte bunun ayağa kalkması gerekiyor. Okul öncesi eğitimde yüzde 22'ydi şu anda yüzde 56 Tunceli. Şimdi, değerli arkadaşlarım, "Gönül Köprüsü Projesi" çerçevesinde bin küsur öğrenci ilk defa İstanbul'u, Ankara'yı, Çanakkale'yi görme şansı elde etmiştir. Bunları görmemiz gerekiyor. Şimdi, bunları eğer görmezsek biz bu eleştirileri çok rahatlıkla yapabiliriz.
Şimdi, değerli arkadaşlar, Sayın İnce "500 bin çocuk SBS'ye giremedi." dedi. Değerli arkadaşlar, bakın, geçmişte "OKS" diye bir şey vardı. Diyelim ki 1 milyon 200 bin öğrenci sekizinci sınıfı bitiriyordu ama 800 bin kişi giriyordu OKS'ye. Niye? "Sınavla girilmeyen bir ortaöğretim kurumuna talibim; ben, Anadolu lisesini de fen lisesini de istemiyorum, bir meslek lisesine gideceğim." diyen öğrencinin buraya girme mecburiyeti yok. Şimdi, tabii, cüzi bir ücret ödeniyor bu işler için. "Birileri ücret ödememiş." dediler. Biz de dedik ki: Ücret ödeyemediği için, eğer birileri varsa, giremiyorsa, bunu tespit edelim ve yedek sınavlarda sokalım. Bir tek Allah'ın kulu� Bakın, ortaya bir iddia attı: "Demek ki böyle olmuştur." "Demek ki böyle olmuştur." iddiasıyla milletin önüne çıkmamalıyız. Varsa bir belgeniz, bir yolsuzluk, bir iltimas belgesi� Sayın İnce, doğru değil bu.
MUHARREM İNCE (Yalova) - Belge elimde�
MİLLà EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi, arkadaşlar, bakın, eğer bütün teşekkür belgelerini, bütün takdir belgelerini, bütün yöneticilerin verdikleri sicil notlarını siz "yağcılık" olarak nitelerseniz, "Ha, AK PARTİ iktidardadır, bütün memurlar birbirlerine yağ çekiyorlar�" Sizin hâkim olduğunuz dönemlerde demek ki bu yağcılık yine yapılıyordu, siz bundan sonra olursanız demek ki yine yapılacak.
MUHARREM İNCE (Yalova) - Her dönemde olur Sayın Bakan, bizde de olur, sizde de olur.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sayın İnce, bunlar hiç şık değil. Bunlar şık değil değerli arkadaşlar.
Şimdi, fizik öğretmeni az atamışız. Bakın değerli arkadaşlar, şimdi Meclisin huzurunda, milletin huzurunda bir şey söylüyorum: Türkiye'de şu anda 532 fizik öğretmeni fazlamız var. Geçmiş yıllarda bu işlerin hesabı kitabı yapılmamış arkadaşlar, 532 fizik öğretmeni fazlası var. Şimdi, herkes
şunu bilir ki fizik dersi lisenin sayısal bölümlerinde verilen bir derstir ve bunun müfredatımız içerisindeki yekûnunu hesapladığınız zaman ortaya çıkan rakamla ilköğretim dördüncü sınıftan itibaren anayasal olarak zorunluluk olan din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin haftalık ders saati ve toplamda öğretmen ihtiyacı ve gereksiniminin çok çok farklı olduğunu eğitimden anlamayan insanlar bile bilir. Dolayısıyla, burada "Felsefe az atandı..." Felsefe dersi sadece liselerin sözel bölümlerinde okutulan bir derstir değerli arkadaşlarım.
Şimdi, bakın yatırım bütçesinin az olduğu söyleniyor. 1998'de yatırım bütçesinin genel bütçeye oranını söylüyorsunuz, bu doğrudur.
Arkadaşlar, sekiz yıllık kesintisiz eğitime geçildiği zaman çok ekstra kaynaklar tahsis edildi eğitime, dünya kadar yeni vergiler kondu. Çünkü o dönemde beş yıllık, beş derslikli ilköğretim için planlanan bir eğitim vardı. Türkiye hazırlıksız yakalandı. Ama bu fonların hepsi bütçe içine alınmıştır. Bütün bunlara rağmen, 1998, 1999, 2000 yıllarında kullanılan bu fonlara rağmen bizden önceki altı yılın toplamı 114 bin dersliktir, bütün o ekstralara rağmen. Bizim dönemde, bakın, onu da söyleyeyim 131 bin dersliktir. Şimdi, siz, şöyle toplandı, böyle çıkarıldı hesaplarını yaparsanız, onu oturur beraber toplar çıkarırız. Bunu özellikle ifade etmek istiyorum.
Şimdi, Sayın Ata Özer İGDAŞ'a bir yazı yazmış. Hemen arkasından arkadaşlar, bakın, bana söylendi bu konu, ben derhâl müdahale ettim ve iptal ettirdim bunu.
Öte taraftan, Ağrı'da birisi üç dört ayrı görev yapıyormuş. Arkadaşlar, herkes şunu bilir ki: Millî eğitimde bir kişi bir iş yapabilir ve kesinlikle birden fazla iş yapması söz konusu değil. Bir okul müdürüdür asaleten ama görevlendirmeyle millî eğitim şube müdürlüğüne şube müdürü olarak vekâlet etmektedir. Bu, Türkiye'de ilk defa duyduğumuz bir şey mi?
Efendim, hanım yönetici azmış. Cumhuriyet Halk Partisinin atadığı hanım yöneticileri biz görevden mi aldık?
MUHARREM İNCE (Yalova) - Biz Bakanlığı yönetmedik ki.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, bakın�
MUHARREM İNCE (Yalova) - Biz Bakanlığı ne zaman yönettik?
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Arkadaşlar yapmayın.
Şimdi, şu anda aslında ben okullara da� Bakın, kız meslek liselerine bile hanım yönetici bulmakta zorlanıyorum. Aile yapımızdan kaynaklanan veya bizim geleneklerimizden kaynaklanan, annenin evdeki sorumluluğu daha fazladır; çocuğunu büyütmek, çocuğuna ihtimam göstermek, evinin özellikle işleyişini sağlamak gibi bir görevi vardır. Birçok anne, bu ekstra yükten dolayı, yöneticilik daha ağır bir iştir diye yöneticiliği kabul etmiyor. Yoksa, şimdi, arkadaşlarımız sordu, dedi ki� Madem öyle, sizde kaç tane bayan milletvekili var? Bize orantılarsanız� Bakın, Türkiye'de yüzde 47 öğretmenimiz bayandır, yüzde 53'ü erkektir.
YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Seçim başka, atama başka ikisini karıştırmayın.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Ama ben başka bir şey söylüyorum.
YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Hiç benzemez onlar.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Peki diğer bakanlıklarda farklı mı?
YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Hiç benzemez onlar.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bir dakika arkadaşlar�
Diğer bakanlıklarda farklı mı? Bu sebebe bağlamanız doğru mu?
YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Demagoji yapma!
MUHARREM İNCE (Yalova) - Kesinlikle farklı.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Geçin bunları arkadaşlar.
YAŞAR AĞYÜZ (Gaziantep) - Demagoji yapma, millî eğitime gel!
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Şimdi, bütün zamanların en büyük okuma yazma kampanyası. Arkadaşlar, Türkiye'de 4 milyon 800 bin küsur okumaz yazmaz olan insan var, bunu biliyoruz. Bu bizim devlet olarak ayıbımızdır. Netice itibarıyla biz bir kampanya başlatmışız. Sayın Başbakanımız bu işin içinde, saygıdeğer eşleri bunun hamisi konumunda, Türkiye'deki bütün valiler, kaymakamlar seferber olmuş durumda ve dokuz yüz elli sekiz halk eğitim merkezi bu iş için büyük bir çaba harcamaktadır. Bu, 2012 yılının sonuna kadar devam edecek bir kampanyadır. Kendimizi kandırmanın anlamı yok, ütopik rakamlar koymanın anlamı yok. "Biz 2012'nin sonunda bunu sıfırlayacağız." dersek sağlam bir hedef koymamış oluruz. Altmış yaşın üstündeki insanları bu kurslara getirmek kolay değil. Dolayısıyla, 3 milyon insana ulaşmak gibi bir hedef koyduk. Bu sizin dediğiniz 136 bin kişi, üç ayda başvuran ve kursa devam eden insanlardır.
Onun için arkadaşlar, bakın yapılanları biraz da takdir etmek lazım. Bir düşünür diyor ki: "Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir." Şimdi bizim eleştirilecek tarafımız var mıdır? Elbette vardır. Her şey süt liman mıdır? Böyle bir iddiada bulunan yok elbette arkadaşlar.
Değerli arkadaşlar, diğer taraftan on yılı doldurmadığı hâlde yönetici olarak, daire başkanı olarak atanan bir kişiden söz etti Sayın İnce. Kendisine dedim ki: "Kimdir bu?" İsmini söyledi arkadaşımın. Bakın arkadaşlar, biz bir atama için bir insanı önerdiğimiz zaman Başbakanlıkta inceden inceye bu araştırılır. Sonra, eğer varsa bir şey Cumhurbaşkanlığından iade edilir.
Şimdi arkadaşlarıma verdim o söylediği kişinin adını. Getirdiler mi arkadaşlar? Getirin bana onu� 1998'de Millî Eğitim Bakanlığında başlamış. Şimdi onun 1998'den önce diğer kurumlarda bir
görevi olmalı ki bütün bu hesaplar, kitaplar yapılmış ve bu arkadaşımız atanmış. Bakın, ilk göreve başlama tarihi 1/10/1996. O tarihinden itibaren özel öğretim kurumlarında hizmeti var, orada iki yıl yedi gün hizmeti var ama Millî Eğitim Bakanlığında 1998'den itibaren çalışmış. Değerli arkadaşlar, dolayısıyla, böyle bir problem söz konusu değil. Biz böyle bir hata kesinlikle yapmayız.
Değerli arkadaşlar, şimdi, Sayın Arat dedi ki: "Ardahan Üniversitesinin Rektörünün oturacağı bir yeri bile yok, tabeladan ibaret." Sayın Arat yalan söylemiyor, bir gazete haberine dayalı olarak söylüyor ama bunu hangi gazete söylediyse yalan söylemiyor, kuyruklu yalan söylüyor.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bakın, orada, bizim eskiden valilik binası olarak kullanılan bir bina vardı, kız meslek lisesinin eski binası. Bu, kullanılabilir bir potansiyele sahiptir. Rektörle ben bizzat konuştum. 23 Şubat İlköğretim Okulumuz var. Bunun deprem güçlendirmesini yapmak kaydıyla, Üniversiteye tahsis etmeye hazır olduğunu söyledik; bu tahsisler yapıldı. Diğer taraftan, Kızılayın orada bir binası var. Bunlar Ardahan Üniversitesine tahsis edildi ve oradaki yurdumuz bitmek üzere ve en kötü şartlarda olan Şırnak Üniversitesiydi. Şırnak Üniversitesine Millî Eğitim Bakanlığının bu yıl bitirdiği, henüz öğrencilerin içine girmediği, arkadaşlar, bir eğitim kampüsü devredilmiştir, bir bina değil, bir eğitim kampüsü devredilmiştir. 500 kişilik yurdun yapımı için işlem başlatılmıştır.
HASİP KAPLAN (Şırnak) - Sayın Bakan, yüz elli bir üniversite içinde en düşük rakam: 7 milyon. El insaf!
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Doğru, doğru. Müsaade edin arkadaşlar.
Şimdi, bir şey daha söyleyeyim. Üniversite bütçeleriyle ilgili hep şu dendi: Evet, üniversitelerin bütçesi 2,5 katrilyondan yaklaşık neredeyse 9 katrilyona çıktı ama üniversite sayısı da, devlet üniversitesi sayısı 53'tü, 94'e çıktı. Bana bunu da diyorlar�
Değerli arkadaşlar, son olarak kurduğumuz kırk bir devlet üniversitesinin bu 8 katrilyon 700 trilyon içerisindeki payı 960 küsur trilyondur, 1 katrilyon bile değil. Niye? Çünkü personel sayıları daha az, çünkü harcamaları çok daha asgari düzeyde. Ama bunlar, elbette, bundan sonraki yıllarda yatırımlarını hızlandırdıkça, daha fazla yatırım kondukça bunların da bütçeleri artacak. Yani siz bu 1 katrilyonu çıkardığınız zaman bile üniversitelerin bütçesinde yüzde 300'e yakın bir artış sağlanmıştır. Bunu görmemezlikten gelmememiz lazım. Sayın Tekelioğlu biraz önce ifade etti. Değerli arkadaşlar, bakın, 86 trilyon nerede, 380 trilyon nerede? Üniversite araştırma fonlarında yüzde 400 küsurluk bir artış sağlanmıştır. Düşünün, 58 trilyon kamu ARGE bütçesi nerede, 1,7 küsur katrilyonluk kamu araştırma bütçesi nerede, ARGE bütçesi nerede? Artış yüzde kaç? Yüzde birkaç bin. Şimdi bunlar ortada olan şeyler, bunları görmemiz gerekiyor ve bunları görenler de görüyor sevgili arkadaşlarım.
Şimdi, bakın bazı arkadaşlarım, ısrarla, tekrar� Ben şu Meclis kürsüsünde defalarca söyledim, dedim ki: "Öğretmenin hakkını hiçbir maaş ve ücretle ödeyemeyiz. Öğretmenin eserine paha biçemeyiz. Şüphesiz ki öğretmenler eğitimin olmazsa olmaz unsurudur." Değerli arkadaşlar, bizim öğretmenlerimize çok daha fazla para vermemiz gerekiyor mu? Elbette çok daha fazla para vermemiz gerekiyor. Ben hep söylüyorum, bakın, öğretmenin, memurun ihtiyaçları ile Türkiye'nin imkânlarını örtüştürmemiz lazım. Şimdi muhalefet her zaman "Tabii daha fazla verelim." diyecek. Verelim de, kaynak nerede? Bu sefer siz diyeceksiniz ki: "Efendim, bütçe açık verdi, cari harcamalar arttı, cari açık ortada, yüksek." Bunları da aynı zamanda siz söyleyeceksiniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Sayın Başkanım, bitiriyorum.
Değerli arkadaşlarım, bakın, 1994'te DYP-SHP iktidarda, bir öğretmenin aldığı maaş -Türk Lirası olarak söylersem çok anlamlı olmaz- ücretle beraber 438 dolardır. 1999'da DSP iktidardadır, öğretmenin aldığı maaş ortalama ücretle birlikte 384 dolardır. 2001'de DSP-MHP-ANAP iktidardadır, ortalama ücret 330 dolardır. 2003 yılında AK PARTİ iktidara geldiği zaman, daha 2003 yılının sonlarına doğru bu 516 dolardır. Bu, 2007 yılında 1.070 dolardır. Doların sıçramasıyla birlikte, son zamanlarda 1.500'ü geçmesiyle birlikte bu 810 dolardır.
KÜRŞAT ATILGAN (Adana) - Bakanım, İsviçre Frangı'na göre verin. Değişmeyen para birimi İsviçre Frangı'dır. Dolardaki düşüşleri dikkate almayıp kandırmayın milleti.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Bir dakika, müsaade edin arkadaşlar�
KÜRŞAT ATILGAN (Adana) - İsviçre Frangı'dır değişmeyen para birimi.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Müsaade edin arkadaşlar.
Bir de gayrisafi millî hasıladan, gayrisafi millî hasılamızın yüzde kaçını öğretmenlerimize maaş ve ücret olarak ödüyoruz? Arkadaşlar, Lüksemburg 1,35'ini ödüyor, Almanya 1,40'ını ödüyor, Avusturya 1,08'ini ödüyor, biz Türkiye'de 1,46'sını ödüyoruz. Şimdi tekrar altını çizmek istiyorum: Buradan "Öğretmenin maaşı çoktur." falan demiyorum. Bakın, bütün memurlarımızın hayat standartlarını artırmak boynumuzun borcudur.
Son bir rakam söyleyeyim size değerli arkadaşlar: Bakın, bizden önceki altı yılda enflasyondan arındırıldıktan sonra reel refah payı artışı eksi 20'dir, altını çiziyorum. Buyurun -hesap kitap ortada- sizin uzmanlarınız var, incelesinler. Bizim dönemimizde, arkadaşlar, altı yılın ortalaması reel artış ve refah payı artışı yüzde 24'tür. Bunu görmemiz gerekiyor.
AKİF AKKUŞ (Mersin) - Ev kirasıyla kıyas eder misin Sayın Bakanım.
MİLLà EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Devamla) - Değerli arkadaşlar, ben Millî Eğitim Bakanlığı, Yükseköğretim Kurulu, Yükseköğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu, ÖSYM ve doksan dört
üniversitemizin bütçesinin ülkemize, millî eğitim camiasına, Kredi ve Yurtlar Kurumu camiasına, ÖSYM'ye, Yükseköğretim Kuruluna ve tüm üniversitelerimize hayırlı olmasını diliyorum. Hepinize, tüm Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerine, Değerli Başkan, zatıalinize, katkılarınızdan dolayı teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bakanım.
Saygıdeğer milletvekili arkadaşlarım�
MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Sayın Başkanım, bir dakika�
BAŞKAN - Buyurun.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Efendim, Sayın Bakan, benim partimin Genel Başkan Yardımcısı ve Millî Eğitim bütçesi üzerinde konuşma görevlisi olan Yozgat Milletvekili Sayın Mehmet Ekici'ye buradan laf atması karşılığında "Sizi orada oturtmaz ederim." dedi. Eğer, her laf atan bu kürsülerde, buralarda oturtmaz edilecekse bu ne biçim iradedir, bu nasıl anlayıştır? Sayın Bakana soruyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Şandır, herkes burada oturur efendim. Milletvekili olanları kimsenin oturtmama hakkı yoktur.
Saygıdeğer milletvekilleri, birleşime bir saat ara veriyorum.
Kapanma Saati: 19.13
ÜÇÜNCÜ OTURUM
Açılma Saati: 20.18
BAŞKAN: Başkan Vekili Nevzat PAKDİL
KÂTİP ÜYELER: Fatma SALMAN KOTAN (Ağrı), Murat ÖZKAN (Giresun)
----- 0 -----
BAŞKAN - Sayın milletvekilleri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin 33'üncü Birleşiminin Üçüncü Oturumunu açıyorum.
2009 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı ile 2007 Yılı Merkezî Yönetim Kesin Hesap Kanunu Tasarısı'nın görüşmelerine kaldığımız yerden devam edeceğiz.
Komisyon ve Hükûmet yerinde.
Dokuzuncu tur üzerinde şimdi söz sırası aleyhte Balıkesir Milletvekili Ahmet Duran Bulut'a aittir.
Sayın Bulut, buyurun efendim. (MHP sıralarından alkışlar)
AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; sorumluluğu ve sorunları çok büyük olan, yaklaşık her ferdin on altı, on yedi yılını geçirdiği millî eğitim teşkilatının bütçesini görüşmek üzere şahsım adına söz almış bulunuyorum. Yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.
Tabii, böylesine büyük bir teşkilatın işlerinin yoğunluğu, problemlerinin çokluğu bir gerçek. Bütçe görüşmelerinde dikkatimi çeken, Sayın Bakanın ve bazı konuşmacıların Millî Eğitim Bakanlığına genel bütçeden en fazla ödeneğin ayrıldığı şeklindeki değerlendirmeler. Elimde Millî Eğitim Bakanlığının istatistikleriyle ilgili bir kitap var, ondan bir kıyaslama yapacağım: Burada 1993 yılı toplam eğitim bütçesinin konsolide merkezî yönetim bütçe payı yüzde 22, 2002'de yüzde 10, 2008'de 13,6; 2009'da ise bu bütçede Millî Eğitime genel bütçeden ayrılan pay yüzde 10,6. Burada rakamları çarpıtarak genel oranı yüksek göstermenin yanlışlığını ifade ediyorum.
Değerli milletvekilleri, yine Bakanlığımızın yayımladığı aynı kitapta, konsolide bütçe yatırımlarından Millî Eğitim Bakanlığı yatırımlarına ayrılan pay değerlendirildiğinde, 1998 yılında yüzde 37 pay ayrılmış, 2000 yılında yüzde 28 ayrılmış, 2002 yılında yatırımlara yüzde 22 ayrılmış, 2008 yılında ise yüzde 14 pay ayrılmış. Dolayısıyla yatırımlara ayrılan bu payla -derslik sayısını Sayın Bakana yazılı olarak sormuş olmama rağmen "Ne kadar ülkemizde eksik derslik vardır?" sorusuna bugüne kadar henüz cevap alamadım ama- bu ödenekle bunların üstesinden gelmek mümkün değil. "Şu kadar okul yaptık, bu kadar derslik yaptık." ifadeleri bir iktidarın, bir bakanlığın başarısı değildir, görevidir. Önemli olan eksiği ne kadar tamamladık, sorunları ne kadar halledebildik, bunu ifade etmek gerekiyor.
Yine, değerli milletvekilleri, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinden yatırımlara ayrılan pay ise 1998'de yüzde 30 -Bakanlığın bütçesinden yatırımlara ayrılan pay- 2000 yılında yüzde 19, 2001 yılında yüzde 19, 2007'de yüzde 6,98; 2008'de 5,66 olarak ayrılmış. 2009'un bu payı geçen yıl 22 iken yüzde 20 arttığını Sayın Bakan kitabında belirtiyor, bütçede. Bu artan payın da tabii ki Millî Eğitim Bakanlığına ayrılan pay içerisinde -personel giderleri, yatırım giderleri içerisinde- düşük kalması, Bakanlığın ihtiyacı olan bu yatırımları gerçekleştirme ihtimalinin azlığını ortaya koyuyor.
Değerli milletvekilleri, Bakanlığımızın kaynakları tasarruflu kullanması, israf etmemesi gerekmektedir. Şimdi, Sayın Bakan diyor ki: "Biz, bu sene 918 milyon kitap dağıttık." Beş senede 4 milyar 590 kitap yapar. "Bu sene 235 milyon YTL kitap parası verdik." Beş senede 1 milyar 175 milyon YTL yapar." Bu beş sene rakamını niçin aldım? Şu kitap, girmeyi tartışmasız, peşinen AKP Hükûmetinin kabul ettiği Avrupa Birliği ülkeleri içerisinde Almanya'da ilköğretim okullarında okutulan bir kitap. Bu kitap bir öğrenciye beş sene okutuluyor değerli milletvekilleri. Arkasında bir bölüm var, her sene çocuk oraya adını yazıyor, imzalıyor. Altında da diyor ki: "Bu kitabı çizmeyeceksiniz, karalamayacaksınız.
Bu kitabı sağlam olarak seneye, sizden sonra ihtiyacı olan arkadaşlarınıza vermek üzere sınıf yöneticisine teslim edeceksiniz." Biz bu kadar bonkör, bu kadar zengin bir ülke miyiz ki -bütün kâğıt fabrikalarını özelleştirdik, kâğıdı üretmiyoruz dışarıdan alıyoruz- her sene, Bakanlığın bu kitap basım meselesi tartışıldığı hâlde bir türlü bu konuda bir tedbir almıyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Bulut, konuşmanızı tamamlayın.
Buyurun efendim.
AHMET DURAN BULUT (Devamla) - Avrupa ülkelerinde çocuklara dördüncü sınıfta bisiklet ehliyeti verilir. Bu ne demektir? Trafik kurallarını çocuk alt sınıflardan başlar öğrenmeye. Dolayısıyla, bizde trafik dersi bile yoktur; seçmeli olarak vardı, o da kaldırıldı. Bu anlamda düzenli bir eğitimin yapılması, çocukların geleceğe hazırlanması, sorumluluk yüklenmesi adına Bakanlığımızın, millî eğitimin amaçları doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmesi için bütçenin kaynaklarını iyi kullanması, tasarruf tedbirlerine uyması dilek ve temennilerimle, bütçenin ülkemize, Bakanlığımıza, millî eğitim camiasına hayırlı olması dileklerimle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (MHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Bulut.
Sayın milletvekilleri, şimdi sorulara geçiyoruz.
Sayın Yeni�
AHMET YENİ (Samsun) - Sayın Bakanım, Cumhuriyet Halk Partisinin, belediyelerce fakir öğrencilere verilen bursları mahkemeye giderek iptal ettirdiği ve 10 binlerce öğrencinin mağdur edildiği yüce milletimizce bilinmektedir. Bu öğrencilerin mağduriyetlerini giderici bir tedbir almayı düşünüyor musunuz? Çünkü 10 binlerce öğrenci mağdur durumdadır.
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Bu soru mu şimdi Sayın Bakanım ? Elli kere konuştuk burada.
AHMET YENİ (Samsun) - İkinci sorum: Cumhuriyet Halk Partisinin son günlerdeki kılık kıyafet, çarşaf, şalvar açılımı bir seçim yatırımı değilse -milletimizin yüzde 90'ına yakınının beklediği ve hiçbir anayasal dayanağı olmayan- başörtülü öğrenciler eğitimde fırsat eşitliğinden faydalanabilecekler midir? Bu konuda yasal bir düzenleme yapacak mısınız? Bu konuyu Cumhuriyet Halk Partisiyle görüştünüz mü?
Teşekkür ediyorum.
KEMAL KILIÇDAROĞLU (İstanbul) - Bence yasal düzenleme yapsınlar!
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Enöz�
MUSTAFA ENÖZ (Manisa) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Bakana soruyorum: Bakanlığınız bünyesinde şef kadrolarında görev yapan personelin maaş ve özlük haklarının iyileştirilmesine yönelik bir çalışmanız var mıdır? Varsa ne aşamadadır?
İkinci sorum: Kredi ve Yurtlar Kurumunun 2008 bütçesi ile 2009 bütçesi arasında yaklaşık 380 milyon YTL fark bulunmaktadır. Bu farkla Kredi ve Yurtlar Kurumunun ihtiyaçlarını karşılayabilecek misiniz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Enöz.
Sayın Uslu�
CEMALEDDİN USLU (Edirne) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Bakanım, geçtiğimiz hafta başında İstanbul Beşiktaş Anadolu Lisesi öğrenci kantinini işleten yirmi yedi yaşındaki Erkan Uca, uğradığı bıçaklı saldırı sonucunda öldürüldü. Okula elini kolunu sallaya sallaya gelen saldırgan, yine aynı şekilde ayrıldı. Bu acı olayın ölen gencin ailesi üzerinde yarattığı etkinin yanında, okuldaki öğrencilerin ve öğretmenlerin ruh hâli üzerindeki olumsuzluğu dikkatlerinize sunuyorum.
Sayın Bakanım, bizim okullarımızdaki güvenlikle ilgili neler söyleyebilirsiniz?
Bir diğer sorum: Bakanlığın kitaplarının basımında yolsuzluk yaptığını tespit ederek emekliye sevk ettiğiniz Yayınlar Daire Başkanı oldu mu? Oldu ise bu Başkanı kim atadı, kim emekliye sevk etti? Bilgi edinmek istiyorum.
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
Sayın Coşkun�
HAKAN COŞKUN (Osmaniye) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Aracılığınızla Sayın Bakanıma sormak istiyorum: 2009 yılı şubat dönemi özür grubundan sözleşmeli öğretmenlerin eş durumundan tayinleri yapılabilecek mi?
Artı, 2009 yılı atamalarında teknik eğitim fakültesi mezunu teknik öğretmenlere hangi branşlarda, ne kadar atama yapabileceksiniz?
Bir de kredi alma kriterlerine uygun olduğu hâlde aynı dönemde öğrenim gören iki kardeşin ikisi de kredi alabilmekte midirler?
Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
Sayın Çalış�
HASAN ÇALIŞ (Karaman) - Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.
Sayın Bakanım, Karaman ili, üniversiteye giriş sınavları neticesi itibarıyla son birkaç yıldır iyi netice alıyor. Bu neticede katkısı olan herkese ben teşekkür ediyorum. Ancak, Sarıveliler ve Başyayla ilçelerimizde bu sevincimizde bir burukluk oluyor çünkü oradan yeterince öğrencimiz üniversiteye giremiyor. Nitekim, geçen yılki taleplerden sonra öğretmen kadrosu biraz düzeltilince bu seneki sınavlarda hemen iyileşme görüldü. Bu bölgemizdeki insanlarımız, aileler ve çocuklar, okumaya çok istekli, çok azimli. Zaten kırsal kesim olduğu için yapacakları başka bir şey de yok.
Bu önümüzdeki ilk atamalarda Sarıveliler ve Başyayla ilçelerimizdeki öğretmen açığını kapayacağınız müjdesini verebilir misiniz?
Teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Tunç�
YILMAZ TUNÇ (Bartın) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkanım.
Sayın Bakanım, yeni kurulan üniversitelerimizden birisi de Bartın Üniversitesi. Üniversitemizin yurt ihtiyacının giderilmesiyle ilgili yapmış olduğunuz çalışmalar için teşekkür ediyorum. 500 kişilik yükseköğrenim öğrenci yurdunun ihalesi yapıldı ve yurt inşaatı başladı. Bu da muhalefetin sık sık gündeme getirdiği yeni kurulan üniversitelerin tabela üniversitesi olacağı iddiasının doğru olmadığını gösteriyor. Üniversitemizin kısa süre içerisinde büyüyeceğine inanıyoruz. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yeni yurtlara ihtiyacımız olacaktır. Bin kişilik yükseköğrenim öğrenci yurdunun yatırım programına alınması konusunda Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır?
Bir diğer sorum: Bartın Anadolu Öğretmen Lisemizin yeni bina ihtiyacı için yapılmakta olan çalışmalar hangi aşamadadır?
Teşekkür ediyorum, saygılar sunuyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
Sayın Işık�
ALİM IŞIK (Kütahya) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Bakana, cevaplanması ümidiyle birkaç sorum var.
Bir: Bakanlığınızda görev yapan binlerce ilköğretim müfettişinin denge tazminatı, temsil tazminatı ve makam tazminatı kapsamının dışında tutulmasının gerekçeleri nedir? İlköğretim müfettişlerinin ve yardımcılarının maaş ve özlük haklarının iyileştirilmesi konusunda bir çalışmanız var mıdır?
İki: Yardımcı doçentlerin birinci dereceye kadar ilerleyebilmesi, daimî kadrolara atanmaları ve doçentlik başvurularında yabancı dil barajının düşürülmesi konusundaki çalışmalarınız ne aşamadadır? Çünkü geçen yıl bu konuda birkaç söz vermiştiniz.
Üç: Üniversite genel sekreter yardımcıları, daire başkanları ve hukuk müşavirlerinin eş değerlerine göre daha düşük olan ücretlerinin düzeltilmesi ne zaman sağlanacaktır?
Son sorum: Kurumlar arası geçiş kontenjanının artırılması ve memur olarak çalışırken okul bitirenlerin atama problemlerinin çözülmesi konusunda bir çalışmanız var mıdır?
BAŞKAN - Teşekkür ederim.
Sayın Asil.
BEYTULLAH ASİL (Eskişehir) - Teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Eşit işe eşit ücret verilmesine yönelik çalışmanın sonucu memurlara verilen ek ödemeden ilköğretim müfettişleri faydalandırılmamıştır. Genel idare hizmetleri sınıfındaki müfettişlere sağlanan artıştan, ilköğretim müfettişleri, eğitim-öğretim hizmetleri sınıfında oldukları için kapsam dışı bırakılmışlardır. İlköğretim müfettişleri denetledikleri personelin maaşlarından daha düşük maaş almaya başlamışlardır. İlköğretim müfettiş yardımcılarının maaşı ise en düşük devlet memuru maaşı hâline gelmiştir. İlköğretim müfettişlerinin durumunu düzeltmek için bir çalışmanız var mıdır?
Bilhassa küçük yerleşim birimlerinde öğretmenler oturmaya ev bulamamaktadırlar. Bu bölgelerimiz için bir lojman çalışmanız var mıdır?
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
Sayın Taner�
RECEP TANER (Aydın) - Sayın Bakan, yayımladığınız ortaöğretimde okul çeşitliliğinin azaltılmasıyla ilgili genelgede ne amaçlamaktasınız? Seçim öncesi verdiğiniz vaatlerle şu anki uygulama örtüşüyor mu?
İki: İşsizliğin arttığı ve nitelikli işçiliğin olmadığı bir dönemde çıraklık eğitim merkezlerine ve meslek liselerine ayrılan bu ödeneklerle ve önündeki bu engellerle mesleki nitelikli gençleri nasıl yetiştireceksiniz?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
Sayın Bulut�
AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Bakanım, millî eğitim teşkilatında millî eğitim şube müdürleri ve millî eğitim müdürlerinin maiyetlerinde çalışan okul müdürlerinden ücret yönünden daha zor durumda olduklarını, daha az ücret aldıklarını bilmekteyiz. Bunların düzeltilmesi için bir çalışmanız var mı?
Bir de okullarımızda okuttuğumuz kitaplarda birtakım yanlışlıklar ve düzensizlikler bulunmaktadır. On ikinci sınıf coğrafya kitabında Aztek, Maya, İnka medeniyetleri yer almaktadır. Bu bir tarihî bilgidir.
Yine, şöyle ki: Millî Tarih ders kitabında "Fatih, ünlü mimar, heykeltıraş Michelangelo'ı İstanbul'a davet etti. Ünlü mimara Sarayburnu'ndan Üsküdar'a bir köprü yaptırmak istiyordu fakat Papa Michelangelo'a müsaade etmedi." bilgisi yanlıştır. Bu kitapları yazanların bu bilgileri kaynak araştırması yapmadan yazdığı belli oluyor. Çünkü 1481'de Fatih öldüğü sırada Michelangelo henüz altı yaşındadır. Bunların bir bilim heyeti tarafından gözlenmesi�
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
Sayın Özdemir�
HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Sayın Başkan, Sayın Bakana soruyorum: Seçim bölgem Gaziantep iktidarlarınız döneminde gelişmişlik düzeyi çevredeki illerden yüksek görülerek teşvik kapsamı dışında tutularak âdeta cezalandırılmıştır. İç göçlerle yıllık nüfus artışı yüzde 6'dır. Bu, büyük bir rakamdır. Eğitimde ise gerek OKS gerekse ÖSS sonuçlarında Türkiye sıralamasının çok altındadır. Kenar semtlerdeki okullarda çifte eğitim yapılmaktadır. Bazı sınıflarda 56 öğrenci bulunmaktadır. Öğretmen açığıyla teknik liselerde eleman eksikliği fazladır. Gaziantep'te eğitimdeki bu eksiklikleri gidermek için ne gibi projeleriniz vardır?
Teşekkür ederim.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
Sayın Çakır.
OSMAN ÇAKIR (Samsun) - Sayın Bakanım, Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi kampüs alanında Kredi Yurtlar Kurumuna ayrılan çok geniş bir alan olmasına rağmen ve burada spor sahaları, yemekhaneler gibi çok önemli faydalı imkânlar da bir arada bulunmasına rağmen, üniversite kampüsünden 17 kilometre uzakta bina olarak yapılmış bir apartmanın satın alınmasının gayesi nedir? 5,5 trilyon lira buraya satın alarak verilmesinin amacını merak ediyoruz.
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum.
Son olarak, Sayın Şandır buyurun.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Çok teşekkür ederim Sayın Başkanım.
Sayın Bakan, gerçekten, Türkiye'de çok sayıda üniversite kuruldu, çok teşekkür ediyoruz. Daha fazla kurulmasını Milliyetçi Hareket Partisi olarak talep ediyoruz.
Bu üniversitelerdeki eğitimin kalitesini artırmak için alınması gereken tedbirlerden: Öğretim üyelerine lojman yapılması veya teşvik için ilave ücretler ödenmesi veya Türk Hava Yollarının imkânlarından faydalanması gibi bir projeniz, bir programınız var mı?
İkinci sorum da: İl merkezlerinde üniversiteler kurdunuz ama öyle ilçelerimiz var ki gerçekten çok sayıda ilden daha büyük. Mersin'in Tarsus ilçesinde, Hatay'ın İskenderun ilçesinde ve diğer illerimizin bazı ilçelerinde üniversite kurulmasını ne zaman kanunlaştıracaksınız? Gerçekten, gerekli ve layık üniversiteler olacaklardır, inanıyorum. Bu yönde gayretlerinizi istiyorum. Bu yönde bir programınız var mı?
Çok teşekkür ediyorum.
BAŞKAN - Sayın Bakanım buyurun.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; arkadaşlarımın soru sorma sıralarına göre kendilerine cevap vereceğim.
Sayın Yeni'nin "Özellikle Cumhuriyet Halk Partisinin belediyelerin öğrencilere vermiş oldukları bursların iptali yönünde Anayasa Mahkemesine gitmesi ve oradan böyle bir kararın çıkması üzerine bu mağduriyetleri nasıl gidereceğiz? şeklinde bir sorusu var. Herhangi bir yasal düzenleme yapılmadan bu mağduriyeti gidermek mümkün değildir. Yeni bir yasal düzenleme de Türkiye Büyük Millet Meclisinin takdirindedir. Ama elbette bu mağduriyetin giderilmesi için Hükûmet olarak üzerimize düşeni yapacağız ve bu yönde bir yasal çalışma yapacağız. Yani Cumhuriyet Halk Partisinin öğrencilerin aleyhine doğurduğu durumu lehine çevireceğiz, onu ifade etmek istiyorum.
Tabii, bu çarşaf, baş örtüsüyle ilgili sormuş olduğunuz soru farklı bir polemik yani şu anda bu, efendim, kıyas kabul edilerek� Çünkü Türkiye'de standardı koyan Cumhuriyet Halk Partisi değil, standardı koyan, prensipleri belirleyen Anayasa ve yasadır. Yani Cumhuriyet Halk Partisi bir şey yaptı diye o meşrulaşmaz veya gayrimeşru olmaz. Ama işin siyasi boyutuyla ilgili değerlendirmeyi, bu kapsamın dışında, bugün bir televizyon programında bu konudaki görüşlerimi söyledim.
Değerli arkadaşlar, bizim şeflerle ilgili Sayın Enöz'ün bir sorusu var. 657 sayılı Kanun'a tabi olarak diğer kurumlarda şefler ne durumda ise Millî Eğitim Bakanlığında da o durumdadır. Malumunuz, memuriyette çeşitli sınıflar var, genel idare hizmetleri, eğitim-öğretim hizmetleri sınıfı, sağlık hizmetleri sınıfı, yardımcı hizmetler, vesair. Herkes kendi statüsüne göre bir ücret almaktadır. Eksiklikler olabilir ama 657 kapsamındaki bütün memurlarla ilgili genel bir düzenleme içerisinde bunların ele alınmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum.
Sayın Uslu'nun, efendim, Beşiktaş'ta birisinin elini kolunu sallayarak gelip kantini çalıştıran insanı öldürmesiyle ilgili, daha doğrusu bu olaydan yola çıkarak "Okullarımızdaki güvenlik ne durumdadır? şeklinde bir sorusu var.
Değerli arkadaşlar, birisi kötü niyetli olduğu zaman Danıştaya da gidip bunu yapabilir, bir başka yere de gidip yapabilir. Netice itibarıyla, biz, İçişleri Bakanlığıyla yaptığımız bir protokol çerçevesinde bütün okul önlerinin özellikle MOBESE sistemiyle özellikle gözetlenmesini temin ettik. Okulun içinde değil ama okul etrafında kötü niyetli, art niyetli, uyuşturucu tüccarı ve özellikle öğrencilerimizi kötü alışkanlıklara bulaştırabilecek olan unsurların uzaklaştırılması için gerekli tedbirleri aldık. Ama bir insan veli olarak da, bir öğretmenin yakını olarak da, bir başka şekilde de oraya gelebilir, bu kötü niyetini icra edebilir. Maalesef bu, bu yönde talihsiz bir olaydır. Ama bu Türkiye'deki münferit olaylardan birisidir, olmamasını biz temenni ederdik.
Şimdi, basımevinde yapılan yolsuzluktan dolayı bir daire başkanı emekliye ayrılmış mıdır? Hayır, böyle bir şey söz konusu değil. O arkadaş uzun yıllar çalışan birisiydi, süresini doldurduğu için emekliye ayrılmıştır.
Bir başka arkadaşımız yine bir soru sordu, daha doğrusu Sayın Yozgat Milletvekilimiz yaptığı konuşmada da buna benzer bir konuya temas etti. Arkadaşlar, bakın Türkiye çapında en şeffaf yapılan ihaleler, özellikle bu ücretsiz kitap basılması ve ücretsiz kitap temin edilmesiyle ilgili yapılan ihalelerdir. Medyanın gözü önünde canlı yayında, kameraların gözü önünde yapılmaktadır. Ortaöğretimde 32 firma, ilköğretimde 27 firma buna katılmıştır ve kendi aralarında anlaştığı kanaati bizde hasıl olduğu için ben yapılan ihaleyi iptal ettim. Yapılan ihalenin iptal edilmesinden sonra Millî Eğitim Bakanlığının� Daha sonra "Bakın, aşağı yukarı maliyet fiyatları şunlardır. Bunun makul bir kâr payı vardır. Bunun üzerine çıkarsanız kesinlikle, hiçbir şekilde sizden kitap almayacağız. Tamamen Millî Eğitim Bakanlığının kitaplarını basıp dağıtacağız." dediğimiz için Millî Eğitim Bakanlığının bu işten kârı 30-40 trilyon civarında olmuştur ve kim ne derse desin bu konuda, bizim alnımız açık yüzümüz ak.
Değerli arkadaşlar, Sayın Coşkun'un� Sözleşmeli öğretmenlerin özür grubundan tayin yapabilmeleri söz konusu mudur? Elbette söz konusudur. Ancak sözleşmeli değil kadrolu öğretmen bile olsa, malumunuz aday öğretmenlikleri ortadan kalkmadan, yani bir yılı doldurmadan en azından bunlar yapılmıyor, onlar için de geçerlidir.
Teknik öğretmenler ne kadar atanacak? Teknik öğretmenlerin fazla olduğu branşlarımız var. Onlardan -maalesef biraz önce söyledim- 500 küsur tane nasıl ki fizikçi fazlası varsa, Türkiye'de mesleki öğretim önüne bazı engeller konduğu için� Biz yüzde 27, yüzde 28'le aldık, yüzde 43'e getirdik ve gittikçe mesleki eğitimde bir ilerleme, bir gelişme var. Ancak -buradaki ihtiyaçlar- daha önce çok sayıda bu branşlarda eleman alındığı için maalesef fazlalıklarımız var ama ihtiyaç olan branşları tespit edeceğiz ve bunu kamuoyuyla paylaşacağız.
Değerli arkadaşlar, kredi isteyen her öğrencimize, isteyen ve evraklarını veren her öğrenciye ya burs veriyoruz veya kredi veriyoruz. Öğrenim kredisi de dâhil bu konuda herhangi bir problem söz konusu değildir.
Sayın Çalış'ın Sarıveliler ve Başyayla'yla ilgili sorduğu bir soru var. Bildiğiniz gibi eskiden, daha önce "atamada zorunlu bölge" kavramı iller bazındaydı, biz bunu ilçeler bazına indirdik. Yani bu Bursa için de, Balıkesir için de, İzmir için de, Ankara için de geçerlidir. Ankara'nın Evren ilçesiyle Çankaya aynı statüdeydi, biz bunu değiştirdik, ilçe bazına indirgedik. Atamada zorunlu olan bölgelere zaten öncelik veriyoruz. Ümit ediyorum ki bu çerçevede bu ihtiyaçlar da giderilecektir.
Sayın Tunç'un Bartın Üniversitesiyle ilgili olarak� Şu anda 500 kişilik yurt yapılmaktadır, ileride daha çok ihtiyaç olacaktır. Üniversite gelişmektedir, o gelişmeye paralel olarak da o altyapıyı hazırlamak boynumuzun borcudur. Şu anda 55 tane yurdumuzun inşaatı devam etmektedir. 2009 yılında yatırım programına koyacağımız yatırımlar var. Bu hizmetler devam ediyor.
Şimdi, Sayın Işık'ın bazı soruları var ilköğretim müfettişlerinin özellikle bazı hak kayıplarıyla ilgili. Değerli arkadaşlar, diğer bazı arkadaşlarımın sorularıyla da birleştirmek istiyorum. Millî eğitim müdür yardımcısı, şube müdürlerinin ve ilköğretim müfettişlerinin okul müdürlerinden daha az maaş almasına yol açacak Maliyenin bir tebliği vardı, bu doğrudur. Bununla ilgili gerekli çalışma yapıldı, Bakanlar Kurulunda bu karar imzaya açıldı ve şu anda Sayıştay Genel Kurulunda konu görüşüldükten sonra bu mağduriyet giderilecektir ve geçmişe yönelik de hak kayıpları ortadan kaldırılacaktır. Yani, onların aleyhine şu anda bir durum söz konusu değildir ama yardımcı doçentlerin birinci dereceye kadar inmesiyle ilgili benim bu Mecliste bir taahhüdüm var, Hükûmet adına taahhüdüm var, YÖK'le ilgili bir daha birkaç maddeyi içine alan bir düzenleme getireceğiz Yükseköğretim Kuruluyla, bu da onun içinde olacak. Ama ben doçentlerin yabancı dil, özellikle geçerli yabancı dil puanlarının aşağıya çekilmesiyle ilgili bir söz verdiğimi hatırlamıyorum. Buna da taraftar da olmadığımı daha önce de söylemiştim. Her bilim adamı bir şekilde bir dil, mutlaka bir yabancı dil bilmelidir.
Genel sekreter ve daire başkanlarının diğer kendi emsali olan genel sekreter ve daire başkanlarından daha az ücret aldıklarını söylüyorsunuz. "Eşit işe eşit ücret" prensibine dayalı Devlet Personel Başkanlığının bağlı bulunduğu Devlet Bakanlığı bu konuda bir çalışma yapıyor değerli arkadaşlar.
Evet, bu kurumlar arası geçişle ilgili bir kontenjandan söz ediyorsunuz. Biz zaten böyle bir kontenjan veriyoruz. Müracaatlara göre bu kontenjanı azaltıp çoğaltmak söz konusudur. Ama önümüzdeki sezon için henüz böyle bir yüzde açıklamış değiliz.
Sayın Asil'in de ilköğretim müfettişleriyle ilgili sorusuna cevap verdim.
Türkiye çapında kırsal kesimde Hükûmetimiz döneminde çok sayıda lojman yapılmıştır. Oralara öğretmen gitmesini teşvik etmek amacıyla bu gayretimiz devam edecek.
Sayın Taner'in "79 lise türünü 15'e niye indirdiniz?" şeklinde bir sorusu var. Arkadaşlar, bizim Hükûmet Programımızda vardır, lise çeşitliliğine dayalı ortaöğretimi program çeşitliliği esası üzerine yeniden düzenliyoruz. Burada tasarruf vardır, burada kargaşanın önlenmesi vardır. Bir endüstri meslek lisesi üzerinde beş ayrı tabela görüyorsunuz. Anadolu teknik lisesi, teknik lise, Anadolu endüstri meslek lisesi, meslek lisesi� İnsanın kafası karışıyor ne olduğu ile ilgili. Bunların hepsi bir isim altında toplanıyor, diğerleri bunun alt programı olacak. Fen edebiyat fakültesi bir tane isimdir ama orada yirmi beş tane bölüm var, hepsini oraya, tabelaya yazmanın doğru olmadığını düşünüyoruz.
Diğer taraftan, "Bu mesleki eğitimi bu kaynaklarla yapabilecek misiniz?" diyorsunuz. Millî Eğitim Bakanlığının kaynakları dışında, değerli arkadaşlar, Çalışma Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı, Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle işsizlik fonundan ayırdığımız bir kaynakla 2009 yılında mesleki eğitime -bunun içinde İŞKUR var malumunuz- 540 trilyon Türk lirası ilave kaynak ayrılmıştır. Yani onun için mesleki eğitimin şeyi falan az değil.
Sayın Bulut'un sorusuna cevap verdim ama "İnkaların, Mayaların coğrafya kitabında ne işi var?" diye bir soru sordunuz efendim. Beşerî coğrafya diye bir şey var -zatıaliniz bunu çok iyi bilirsiniz- beşerî coğrafyanın konusu içerisindedir, bunun tartışmasına girmiyorum.
Sayın Özdemir'in Gaziantep'le ilgili söylediklerine ben ilave şunu söylerim değerli arkadaşlar, şimdi mesele şudur: Sadece bu problem Gaziantep'le ilgili değildir, bütün metropol şehirlerde, göç alan metropol şehirlerde böyle bir problem var başta İstanbul olmak üzere. Dikkat edin, Türkiye birincisi, ikincisi, üçüncüsü İstanbul'dan, Ankara'dan falan kolay kolay çıkmıyor. Göçün olduğu yerde dezavantajlı gruplar daha fazladır. Ama 2003-2008 yılları arasında biz Gaziantep'e Sayın Özdemir, üç bin yedi yüz bir derslik yaptık ve yatırım ödeneğinin en fazla ayrıldığı ilk beş il içerisindedir Gaziantep. Gaziantep'te İl Özel İdaresi de normalde ayrılması gereken yasal bütçenin altı yedi katı eğitime para ayırmaktadır. Ben Valimize, İl Özel İdaremize, İl Genel Meclisimize de teşekkür ediyorum. Gaziantep'te olağanüstü gelişmeler var ve burada, Gaziantep'teki yatırımları şöyle, bakın, alt alta koyduğunuz zaman, burada üç beş sayfa sadece satır hâlinde geçer.
HASAN ÖZDEMİR (Gaziantep) - Sayın Bakanım, derslik yeri bulamıyorlar, belediyede derslik yeri bulamıyorlar.
MİLLİ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Bakın, bu sene en fazla parayı, kamulaştırma parasını Gaziantep'e gönderdim, şehir dışında eğitim kampüsleri oluşturuyoruz. Yani mesele öyle vahim falan değil.
Sayın Şandır'ın�
Özür dilerim, herhâlde Sayın Osman Çakır'ın başka soruları da vardı, onları atlamayayım.
Sayın Başkan, biraz süremden almıştınız.
Evet, bu öğretmen açıkları gibi konuları da zaten şubat ayında bir atama yapacak -bunları- gidereceğiz.
Sayın Çakır'ın "Samsun'da kampus alanı içerisinde bu kadar arsa varken niye bir apartmanı satın alıyorsunuz?" şeklinde bir sorusu var. Şimdi bir taraftan "Acilen efendim şurada yurt ihtiyacı var." diye sayın vekillerimiz bize geliyor�
OSMAN ÇAKIR (Samsun) - Ama yeni çıkmadı mı bu yasa?
MİLLİ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Ama Osman Bey, müsaade edin, söyleyeyim.
Bakın, Kırıkkale'de biz bir yurt aldık. Şimdi, gidin, Kırıkkale'nin en güzel yurdu odur, dört yıldızlı otel gibidir, ben beş yıldızlı falan diye mübalağa etmek istemiyorum ama.
Arkadaşlar, şu anda yapacağımız yatırımların ihale süreci bile dört beş ay sürüyor.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Taşucu'nda beş yıldızlı oteli yurda dönüştürdünüz.
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - İyi ettik değil mi? İyi bir şey bu.
MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Ama yazın orası dinlenme tesisine dönmesin!
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Beş yıldızlı oteli bakın Taşucu'nda yurda dönüştürmüşüz. İyi ki yapmışız, elimize kolumuza sağlık. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Evet, şimdi, Sayın Şandır'ın, özellikle lojman "Yeni üniversitelerin kalitesinin artırılması için buralarda lojmana öncelik verecek misiniz? Efendim, bunu teşvik edici, oraya öğretim elemanının gitmesi için ekstra ücretler var mı?" gibi bir sorusu oldu.
Şu anda Bakanlar Kurulunun gündeminde. İlk Bakanlar Kurulunda, yeni kurduğumuz üniversiteler de dâhil olmak üzere, gelişme güçlüğü gösteren ve eleman temininde güçlük çeken üniversitelere ekstra ücret verilmesiyle ilgili bir kararname imzalayacağız�
MEHMET ŞANDIR (Mersin) - Gerekli Sayın Bakan.
MİLLà EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - �ve bunu, bu Hükûmetimizin gündeminde olan ve Yükseköğretim Kuruluyla müşterek yaptığımız bir çalışmada, Maliyeyle birlikte, en mahrum olandan en avantajlı olana doğru bir ücret skalası çıkarıyoruz, bunu da yapacağız.
Bütün seksen bir ilde üniversite kurmak, seksen bir vilayette üniversite kurmak bu ekibe nasip olmuştur, Hükûmetimize nasip olmuştur, 23'üncü Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisine nasip olmuştur. İnşallah, bunlar ayakları üzerinde durduktan sonra İskenderun'a da yapılır, Tarsus'a da yapılır ve bu Türkiye'nin potansiyeli de buna müsaittir.
Şimdi, metropol şehirlerimiz ikinci üniversite istiyor. Kayserililer gelip dediler ki: "Bütün binalarını biz yapacağız, bize ikinci devlet üniversitesini kurun." Şimdi onu müzakere ediyoruz. Bunları, bu tip teklifleri de aslında değerlendiriyoruz, sıcak bakıyoruz.
MUHARREM VARLI (Adana) - Ceyhan'ı da unutmayın Sayın Bakanım!
MİLLÃ EĞİTİM BAKANI HÜSEYİN ÇELİK (Van) - Ümit ediyoruz onlar da olur.
Efendim, AK PARTİ daha uzun süre iktidardadır, bunların hepsi giderilecektir. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)
Teşekkür ederim.
HÜSEYİN YILDIZ (Antalya) - İnşallah, yakında bu millet sizden kurtulacak!
RAMAZAN KERİM ÖZKAN (Burdur) - Sayın Bakan, bir de üniversite mezunlarına iş bulsanız!

